Diyetisyen Kadriye ZENCİR- Çağımızın Hastalığı Obezite
04 Mart 2022

Obezite, genetik, çevresel, biyolojik, sosyokültürel ve davranışsal faktörlerin bir araya gelerek ortaya çıkardığı, vücuttaki yağ dokusu kütlesinin artması ile tanımlanan, gerek oluşum nedenleri, gerekse oluşturduğu komplikasyonlar ve zemin hazırladığı hastalıklar nedeniyle kronik ve tekrarlayıcı bir hastalıktır. Toplam enerji alımının uzun süreli olarak harcanandan daha fazla olması sonucu obezite beklenen bir durumdur. Enerjiyi oluşturan besin öğelerinin oranı da önemlidir. Hatalı beslenme davranışları ve hareketsiz yaşam bireyleri obeziteye götüren ana nedenlerdir.

Obezite; diyet, egzersiz, davranışsal değişiklikler, ilaçlar ve cerrahi yöntemlerle ve genellikle de birden fazla yöntemin birlikte kullanılması gereken tedavisi zor bir hastalıktır.

Obezite Belirtileri Nelerdir?

Obezite hastalığının en temel belirtisi vücutta aşırı düzeyde yağ dokusu birikimidir. Fakat oluşan fazla kilolar obezitenin görsel sorunlarının yanı sıra bir takım sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir. Obeziteye bağlı olarak ortaya çıkan sorun ve belirtilerin arasında şunlar yer alır:

  • Terleme
  • Çabuk yorulma
  • Nefes darlığı
  • Horlama ve uyku apnesi
  • Cilt sorunları
  • Sırt ve eklem ağrıları
  • Psikolojik sorunlar ve benlik saygısında azalma

Tüm bu sorunların oluşumunun önlenmesi ve obeziteye bağlı oluşabilecek kronik hastalıkların engellenmesi açısından fazla kilo sorunu bulunan bireylerin obezite boyutuna ulaşmadan önce zayıflaması ve ideal kilolarını korumaya özen göstermeleri gerekmektedir.

Obeziteyi Oluşturan Nedenler?

Obezitenin oluşmasında yetersiz fiziksel aktivite, aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, sosyo-kültürel etmenler, gelir durumu, hormonal ve metabolik etmenler, psikolojik problemler, sigara-alkol kullanma durumu, evlilik, doğum sayısı ve doğumlar arası süre, kullanılan bazı ilaçlar (antidepresanlar) ve genetik risk faktörleridir.

Obezitenin Yol Açtığı Hastalıklar Nelerdir?

Obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi, hipertirigliseridemi, metabolik sendrom, safra kesesi hastalıkları, bazı kanserler (kadınlarda endometriyum, over ve meme kanseri, erkeklerde kolon ve prostat kanseri), osteoartrit, astım, solunum zorluğu, ruhsal sorunlar ve toplumsal uyumsuzluklar gibi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

Obez Kişinin Beslenme Tedavisinde Temel Amaçlar

1.Vücut ağırlığını hedeflenen düzeye indirmek

2. Kas kütlesini korurken vücut yağ miktarını azaltmak

3. Su kaybını en aza indirmek

4.Kişinin günlük besin ihtayacını yeterli ve dengeli bir şekilde karşılamak

5.Kişiye doğru beslenme alışkanlıklarını kazandırmak

6.Kalıcı yaşam tarzı değişikliği sağlamak

7.Obezitenin sebep olabileceği hastalıklardan bireyi korumak, var olan hastalıklarda iyileşme hedeflemek

8.Hedef vücut ağırlığına ulaşıldığında kilo kontrolünü sağlamaktır.

Obezitede Beslenme Tedavisi Ve Öneriler

En güvenli ve etkin tedavi yaklaşımı yaşam tarzı ve davranışsal değişiklikler olsa da, bunların uygulamaya konması pek de kolay değildir. Herhangi bir tedavi programına başlamadan önce, aşırı kilonun riski değerlendirilmelidir.

Obeziteden tek bir diyet bileşeni sorumlu tutulmayarak diyetin bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir Yeterli ve dengeli beslenme için süt grubu, yumurta-et-kurubaklagil grubu, sebze ve meyveler, ekmek ve tahıl grubu, yağ ve şeker olmak üzere 5 temel besin grubunda yer alan besinlerden önerilen miktarda tüketilmelidir. Yüksek yağ içerikli diyet tüketimi, diyetin basit karbonhidrat oranının yüksek olması, fazla alınan enerjinin vücutta yağa dönüştürülüp depolanması vücut ağırlığının artışına neden olmaktadır. Öğün atlamak, öğün aralarında yağlı-karbonhidratlı besinlerin tüketimi, hızlı yemek, aşırı alkol tüketimi de obezitenin oluşma aşamasına önemli bir katkıya sahiptir

Enerji içeriği; kişinin enerji alımı haftada 0.5-1.0 kg ağırlık kaybı hesaplanarak azaltılmalıdır. Kişinin günlük ihtiyacı olan enerjinin 500-1000 kkal’lik azaltılması ile bu kayıp sağlanabilir. Önerilen enerji miktarının kişinin bazal metabolizma hızının altında olmamasına dikkat edilmelidir.

Protein içeriği; Günlük enerjinin yaklaşık olarak %15-20’si proteinlerden gelmeli ve daha çok kaliteli protein kaynakları kullanılmalıdır.

Yağ içeriği; günlük enerjinin yaklaşık %25-30’u yağlardan sağlanmalıdır. Yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K vitaminleri) vücutta kullanımını sağlamak için diyetin yağ miktarı çok azaltılmamalıdır.

Karbonhidrat içeriği; günlük enerjinin %55-60 karbonhidratlardan sağlanmalıdır.Şeker gibi basit karbonhidratların tüketimi azaltılarak tam tahıl ürünleri, kurubaklagiller gibi kompleks karbonhidrat kaynağı besinlerin tüketimi arttırılmalıdır.

Posa; günlük 25-30 g posa alımı yeterlidir. Sebze ve meyveler, kurubaklagiller, tam tahıl ürünleri, kepekli ürünler önerilen doğal posa kaynaklarıdır.

Su; günlük en az 2 litre su tüketilmelidir. Yemek öncesi, sırası ve sonrasında bol sıvı içilmesi tokluk hissi oluşması ve kabızlığın önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Tuz; iyotlu tuz kullanılmalı ve tüketim miktarı <5 gr/gün olmalıdır.

Öğün sayısı; ara öğün atladığınızda kan şekeri dengeniz bundan olumsuz etkilenebilir ve bu durum alışkanlık haline geldiğinde, hem sonraki öğünde besin tüketimi artar, hem de uzun süreli açlık sonrası vücut bir sonraki öğünü depolama eğilimi gösterir ve metabolizma da yavaşlar. Bu nedenle 3 ana öğün ve 3 ara öğün olacak şekilde önerilen günlük besin tüketimi ayarlanmalıdır.

Obezite Hastalığı Konusunda Başlıca Öneriler

Zayıflamaya yönelik beslenme programı uygulayan obez bireylere, olumlu yeme davranışı alışkanlığı kazandırmak için, alternatif yöntemler geliştirilmiştir. Her birey için farklılıklar gösterebilecek önerileri sıralamak gerekirse;

– Besin tüketimini sınırlamak için ne yiyeceğini önceden planlamak.
– Boş zamanlarda yiyecek atıştırmak yerine egzersiz yapmak.

– Besin alışverişini tok karnına yapmak
– Alışverişe bir listeyle çıkmak ve ihtiyaç dışı besinleri almamak.
– Yenmeye hazır besinleri satın almamak.
– Satın alırken, aynı gruptaki besinlerin enerjisi düşük olanını seçmek (örn; yağlı peynir yerine yağsız peynir almak gibi).
– Özellikle unlu ve tatlı yiyecekler açısından, düşük enerjili besin (light besin) tuzağına düşmemek.

– Sabah kalkınca, öğünlerden önce yatmadan önce kısacası tüm gün su tüketimine özen göstermek.

– Önerilen yiyecekleri, planlanan zamanlarda yemek, öğün atlamamak.
– İkramları kabul etmemek; bunu kabalık olarak nitelendirmemek. Çevredeki insanlara, yemek için ısrar etmeleri yerine, yememek için teşvik etmelerinin daha iyi olacağını anlatmak.
– Her hafta, sabah aç karnına, aynı kıyafetlerle tartılmak ve ağırlığı kaydetme.

– Göz önünde yiyecek bulundurmamak.
– Mutfakta fazla zaman harcamamak, en kısa sürede işi bitirip uzaklaşmak.
– Yüksek enerjili ve yenilmemesi gereken besinleri evde bulundurmamak.
– Yemekte küçük, salatada büyük tabak kullanmak.
– Serviste küçük boy kepçe kullanmak.
– Yemek biter bitmez sofradan kalkmak.
– Servis yaptıktan sonra servis kabını sofradan kaldırmak.
– Lokmalar arasında çatal ve kaşığı elinden bırakmak.
– Mümkün olduğunca iyi çiğneyerek yavaş yemek.
– Akşam yemekten sonra bir şey yememek.
– Yemek yerken başka aktiviteler (TV seyretmek, gazete-dergi okumak vb.) yapmamak.
– Akşam öğününü olanaklar elverdiği sürece 18:00-20:00 saatleri arasında yemek; sonrasında yüksek enerjili besinlerden uzak durmak (şekersiz çay, ıhlamur vb. içilebilir).
– Alkol, zengin soslar ve süslemelerden kaçınmak.
– Kalorisiz veya düşük kalorili içecekleri tercih etmek.
– Her koşulda beslenme programına uygun besinleri seçmeye özen göstermek.
– Davetlere çok aç iken gitmemek.
– Davete katılmadan bir saat önce, düşük enerjili salata, meyve gibi besinler atıştırarak iştahı baskılamak.
– İkramları reddetmeye hazırlanmak; aksilikler karşısında cesaretini kırmamak. Eğer fazla yenilirse, sonraki öğünlerde dengelemek için hafif tercihler yapmak.
– Egzersiz için zaman belirlemek ve uygulamak.
– Daha az taşıt kullanmak.
– Hızlı tempoda yürümek.
– Asansöre binmemek.
– Spor ayakkabılarını sürekli hazır bulundurmak.
– Aktif ve hareketli kişilerle birlikte olmaya özen göstermek.