Doç. Dr. Börte GÜRBÜZ ÖZGÜR - Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?
28 Mart 2025

Doç. Dr. Börte GÜRBÜZ ÖZGÜR
Otizm spektrum bozukluğu nedir?

Otizm spektrum bozukluğu, genellikle yaşamın ilk yıllarında belirti gösteren nörogelişimsel bir bozukluktur. Amerika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin 2020 yılı verilerine göre 36 çocuktan 1’inde otizm tanısı saptanmaktadır. Sosyal iletişim ve etkileşim kusurları, sınırlı ilgi alanlarına sahip olma ve/veya tekrarlayan basmakalıp davranışlar ile kendini gösterebilir.  Erkeklerde kızlara oranla daha sık görülmektedir. Otizmde genetik ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir ve nedeni net olarak henüz bilinmemektedir.
Belirtileri nelerdir?
Yaş dönemlerine göre otizm belirtileri değişkenlik göstermektedir. Bir dönem var olan belirtiler ilerleyen yaş dönemlerinde kaybolabilir; başka belirtiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle tanısında şimdiki ve geçmişteki belirtileri sorgulamak önemlidir
Otizm özelliklerini gösteren çocuklar karşılıklı sosyal ilişki ve iletişim kurmada sorun yaşarlar, dil gelişiminde gecikme veya normalden sapmalar gösterirler ve çevrelerinin çok farkında değilmiş gibi kendi dünyalarında yaşarlar. Özellikle sosyal ilişki, paylaşma gerektiren durumları sanki görmüyor, duymuyor gibi kayıtsız davranırlar. Kendi halinde oynama, mahsusçuktan oyunları oynamama gözlenebilir. İnsanları, gereksinimlerini giderici nesneler gibi görürler. Zamanlarını dönme, döndürme, kol çırpma, bir şeyleri sallama ya da elleri ve parmaklarıyla oynama gibi yineleyici davranışlarını tekrarlayarak geçirebilirler. Nesneleri dizmekten, kitap ve dergi sayfalarını çevirmekten ya da reklamları seyretmekten, müzik dinlemekten hoşlanırlar, bunları yaparken, çevrede olup bitene kayıtsız kalırlar. Duyusal hassasiyetler olabilir. Seslerden rahatsız olma, ağrıya duyarsızlık, dokunmaya hassasiyet, kokulara ya da tatlara karşı duyarlılık, yeme seçiciliği gözlenebilir.
Konuşmada gerilik, çığlık atma, anlamsız konuşma, söylenenleri tekrarlama (ekolali), monoton sesle konuşma, dilbilgisi kurallarına uymayan konuşmalar, zamirleri yanlış kullanma gibi dil-konuşma alanında belirtiler ortaya çıkabilir. Basit emirleri yerine getirmeme, yönergelere uymama gözlenebilir.
Bu belirtilerin yanı sıra dil gelişimi normal, akademik başarısı yaşıtları düzeyinde olup kısıtlı ilgi alanlarını sürdüren, yaşıt ilişkilerinde zorluk yaşayan, duygu tanıma ve duyguların derinliğini kavramada güçlük, empati becerisinde eksiklik gibi farklı sosyal beceri alanlarının gelişiminde yetersizlik olan çocuklar olabilir.
İsmine seslenince bakmama,
Göz teması kurmama ya da az kurma,
Ortak karşılıklı etkileşime geçmeme,
Müzik, TV, reklam müziklerine aşırı düşkünlük,
İlgisini çeken bir nesneyi size göstermeme,
Yalnız oynama,
İlgi çekmek için şirinlik maskaralık yapmama,
Bakım veren kişiyi aramama,
Basit emirlere uymama,
Konuşma geriliği,
Tekrarlayıcı hareketler olması gibi durumlarda çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından çocuğun değerlendirilmesinde fayda vardır.
Tedavi
Otizm tedavisinde en önemli ve ilk basamak erken teşhistir. Kesin bir tedavisi olmadığı için klinisyenler bireyin işlev düzeyi ve problem alanlarına uygun müdahale ve tedavi programı geliştirip çocuğun ve ailenin baş etmelerine katkıda bulunmak zorundadırlar. Erken yaşta başlanan iyi yapılandırılmış, çocuğun ihtiyaçlarına yönelik düzenlenmiş eğitsel programlarla dil ve iletişim becerileri artırılarak istenmeyen davranışlarda azalma sağlanması hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra eğitimlere aile katılımı, duyu düzenleme ve bedensel aktivitelere dayalı farklı terapi teknikleri, spor, akademik becerilere yönelik eğitim desteği gibi birçok alanı ilgilendiren programlar uygulanabilir.
Otizmle birlikte görülebilen davranış problemleri veya eşlik eden başka psikiyatrik belirti veya tanılara yönelik ilaç tedavileri kullanılabilir. Çocuğun otizm tanısı yanında eşlik eden başka hastalıkları (nöbet gibi) varsa ilaçlar kullanılabilmektedir.
Sonuç olarak…
Otizmin gidişatı değişkendir. Ergenlik ve erişkinlikte belirtilerde değişiklik olabilir. Erken tanı alma, erken özel eğitime başlama, sağlık hizmetlerine erişim imkanı, motor becerilerin ve dil gelişim becerilerinin güçlü olması, normal zeka gibi bir takım özelliklere sahip çocuklarda otizm tanı belirtilerinin kaybolduğu, çocukların normal yaşıt işlevselliğine döndüğü görülmektedir. Otizm, henüz etiyolojisi tam olarak belli olmayan ve eğitsel müdahalelerin tedavide öncelikli olduğu bir bozukluktur. Erken çocukluk dönemi belirtilerinin tüm hekimlerce ve çocukla karşılaşan sağlık çalışanları, öğretmenler gibi meslekler tarafından bilinmesi erken teşhiste önem taşımaktadır.