
Dünden Bugüne Verem Savaşımız
‘24 Mart Dünya Tüberküloz Günü’ Dünya da ve Türkiye’de tüberküloz (Verem) ile mücadelenin tarihsel süreci ve toplumsal farkındalık için büyük önem taşımaktadır.
İnsanlık tarihinin en eski hastalıklarından biri olan tüberküloz, nam-ı diğer "verem", yüzyıllar boyunca halk arasında "Beyaz Ölüm" veya "İnce Hastalık" olarak anılmıştır. Antik Mısır mumyalarından Sanayi Devrimi’nin kalabalık şehirlerine kadar her döneme iz bırakan bu hastalık ‘Beyaz Ölüm’dür çünkü; hastanın teninin bembeyaz, ruh gibi solgun bir renk almasından dolayıdır. ‘İnce Hastalık’tır çünkü; kişiyi zayıflatır ama en önemlisi eski dönemlerde bu hastalığa çok üzülen, hassas ve "ince" ruhlu insanların yakalandığına inanılırdı.
Dünya tarihinde tüberkülozla mücadelenin miladı, 24 Mart 1882’dir. Alman bilim insanı Robert Koch, hastalığa neden olan Mycobacterium tuberculosis mikrobunu keşfederek, o zamana kadar kalıtsal olduğu sanılan bu hastalığın bulaşıcı olduğunu kanıtlamıştır. Yirminci yüzyılın başlarında geliştirilen BCG aşısı ve 1940’larda antibiyotiklerin keşfi ile dünya genelinde ölüm oranları hızla düşmüştür.
Türkiye’de tüberküloz mücadelesi ise hastalığın Osmanlı’nın son dönemlerinde büyük can kayıplarına yol açması nedeniyle, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte sağlıkta "ulusal mücadele programı" olarak ele alınmasıyla başlamıştır.
•1923-1950 Dönemi: 1923’te kurulan İstanbul Verem Savaş Cemiyeti ve 1930’daki Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, mücadeleyi devletin asli görevi yapmıştır.
•Sanatoryumlar ve Dispanserler: Heybeliada Sanatoryumu gibi merkezler ve mahalle aralarına kadar yayılan "Verem Savaş Dispanserleri", hastaların takibinde devrim yaratmıştır.
•Aşılama ve tarama: 1950’li yıllarda başlatılan kitlesel BCG aşılama kampanyaları ve köylere kadar giden "Gezici Röntgen Tarama" araçları, Türkiye'nin bu alandaki kararlılığının simgesi olmuştur.
Günümüzde ise ülkemiz, "Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisi" (DGTS) uygulamasında dünyadaki en başarılı ülkelerden biridir. Bu program ile Verem savaş dispanserleri, hastaların ilaçlarını düzenli içtiğini bizzat takip ederek dirençli vakaların oluşmasını engellemektedir. Böylece eskiden ölümcül kabul edilen bu hastalık, günümüzde düzenli ilaç kullanımı ile tamamen iyileşebilmektedir.
Sonuç olarak ‘Dünden Bugüne Verem Savaşımız’ göstermiştir ki; bilinçli toplum ve güçlü sağlık sistemi, her türlü salgının üstesinden gelebilir.