Dr. Öğr. Üyesi Sevinç HEPKARŞI - İşitme Kaybında Erken Tanı ve İşitme Sağlığının Korunması...
21 Eylül 2026

  • Sevinç Hepkarşı

İşitme Kaybında Erken Tanı ve İşitme Sağlığının Korunması

İşitme, çevremizle iletişim kurabilmemiz, konuşulanları anlayabilmemiz ve sosyal yaşamın içerisinde aktif olarak yer alabilmemiz için yaşamın her döneminde büyük önem taşır. İşitme kaybı ise doğuştan ortaya çıkabileceği gibi çocukluk, yetişkinlik veya ileri yaşlarda farklı nedenlere bağlı olarak gelişebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2026 yılında güncellediği verilere göre dünya genelinde 1,5 milyardan fazla insan bir derece işitme kaybıyla yaşamaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 5’inden fazlasını oluşturan yaklaşık 430 milyon kişi ise engellilik oluşturan işitme kaybı nedeniyle rehabilitasyona ihtiyaç duymaktadır. 2050 yılına gelindiğinde yaklaşık 2,5 milyar kişinin bir derece işitme kaybı yaşayacağı ve 700 milyondan fazla kişinin işitme rehabilitasyonuna ihtiyaç duyacağı öngörülmektedir.

İşitme kaybı neden oluşur?

İşitme kaybının nedenleri yaşa ve kişiye göre değişiklik gösterebilir. Genetik faktörler, doğumsal nedenler, kulak enfeksiyonları, kronik orta kulak hastalıkları, bazı enfeksiyon hastalıkları, kulağa zarar verebilen ilaçların kullanımı, yaşlanmaya bağlı değişiklikler ve uzun süre yüksek sese maruz kalma başlıca nedenler arasında yer almaktadır.

Günümüzde özellikle yüksek sese maruz kalmak, işitme sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken önemli risklerden biridir. Yüksek sesli ortamlarda çalışanların yanı sıra kulaklıkla uzun süre ve yüksek ses seviyesinde müzik dinleyen kişilerde de işitme sağlığının korunması önem taşımaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü, 12–35 yaş grubundaki 1 milyardan fazla gencin eğlence amaçlı yüksek sese maruz kalma ve güvenli olmayan dinleme alışkanlıkları nedeniyle önlenebilir işitme kaybı riski altında olduğuna dikkat çekmektedir.

Hangi belirtilere dikkat edilmeli?

İşitme kaybı her zaman ani ve belirgin şekilde ortaya çıkmayabilir. Bazı kişilerde zaman içerisinde yavaş yavaş geliştiği için uzun süre fark edilmeyebilir.

Konuşmaları anlamakta güçlük çekmek, karşıdaki kişiden söylediklerini sık sık tekrarlamasını istemek, televizyon veya telefonun sesini giderek yükseltmek, özellikle kalabalık ve gürültülü ortamlarda konuşmaları ayırt etmekte zorlanmak ve kulakta çınlama gibi şikâyetler işitme kaybının belirtileri arasında olabilir.

Çocuklarda ise sese yeterli tepki vermeme, konuşmanın yaşıtlarına göre gecikmesi, söylenenleri anlamakta güçlük çekme ve öğrenme sürecinde yaşanan bazı güçlükler işitmenin değerlendirilmesini gerektirebilir.

Erken tanı neden önemli?

İşitme kaybının mümkün olan en erken dönemde belirlenmesi her yaş grubunda önemlidir. Özellikle bebeklik ve çocukluk döneminde işitme; konuşma, dil, öğrenme ve sosyal gelişimle yakından ilişkilidir. Bu nedenle yenidoğan döneminden itibaren gerçekleştirilen işitme taramaları, olası bir işitme kaybının erken dönemde fark edilmesine olanak sağlar.

Yetişkinlerde de işitmedeki değişikliklerin “yaşın doğal bir sonucu” olarak görülerek göz ardı edilmemesi gerekir. İşitmede azalma fark edildiğinde Kulak Burun Boğaz muayenesi ve gerekli işitme testleriyle işitme kaybının nedeni, tipi ve derecesi değerlendirilebilir.

İşitme kaybı tedavi edilebilir mi?

İşitme kaybında uygulanacak tedavi ve rehabilitasyon yöntemi, kaybın nedenine, tipine ve derecesine göre değişiklik gösterir. Bazı durumlarda ilaç veya cerrahi tedaviler uygulanabilirken bazı hastalarda işitme cihazlarından yararlanılabilir. Uygun hastalarda koklear implantlar ve farklı işitsel rehabilitasyon yöntemleri de tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle işitme kaybı bulunan her bireyin kendi klinik özellikleri doğrultusunda değerlendirilmesi önemlidir.

İşitme sağlığımızı nasıl koruyabiliriz?

İşitme kayıplarının bir bölümü alınabilecek önlemlerle engellenebilir. Yüksek sesli ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak, mesleki veya çevresel nedenlerle yüksek sese maruz kalınan durumlarda uygun kulak koruyucuları kullanmak önemlidir.

Kulaklık kullanımında ses seviyesinin güvenli düzeylerde tutulması ve uzun süre kesintisiz yüksek sesle dinlemekten kaçınılması gerekir. Ayrıca kulak içine pamuklu çubuk veya farklı yabancı cisimlerin sokulmaması; kulak ağrısı, akıntı, çınlama veya işitmede azalma gibi şikâyetler ortaya çıktığında Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulması önem taşımaktadır.

İşitme kaybının erken fark edilmesi ve uygun zamanda değerlendirilmesi, kişinin iletişim becerilerinin ve yaşam kalitesinin korunmasında önemli rol oynar.

21–27 Eylül Uluslararası İşitme Engelliler Haftası; işitme sağlığının korunmasının, işitme kaybında erken tanının ve uygun rehabilitasyonun önemini hatırlatırken, işitme engelli bireylerin iletişim, eğitim, sağlık hizmetleri ve sosyal yaşama erişimlerinin önemine de dikkat çekmektedir.

İşitme sağlığımızı korumak için belirtileri göz ardı etmemek, yüksek sesin oluşturabileceği risklerin farkında olmak ve gerektiğinde uzman değerlendirmesine başvurmak önemlidir.



Kaynaklar

1.World Health Organization (WHO). Deafness and Hearing Loss. Güncelleme: 3 Mart 2026.

2.World Health Organization (WHO). Making Listening Safe.

3.World Health Organization (WHO). World Report on Hearing. Geneva: World Health Organization; 2021.

4.World Health Organization (WHO). WHO Global Standard for Safe Listening Venues and Events. Geneva: World Health Organization; 2022.