Beslenme ve Diyet Uzmanı Pelin DOĞAN - Ramazan Ayında Beslenme...
20 Şubat 2026

pelin doğan
Ramazan Ayında Beslenme
Ramazan ayı, beslenme düzeninin ve günlük yaşam ritminin değiştiği özel bir dönemdir. Gün boyu süren açlık ve susuzluk sonrasında yapılan besin tercihleri, hem metabolik dengeyi hem de genel sağlık durumunu doğrudan etkiler. Güncel bilimsel çalışmalar, sağlıklı bireylerde Ramazan orucunun kilo ve bazı metabolik parametrelerde küçük değişikliklere yol açabileceğini; ancak bu değişimlerin büyük ölçüde beslenme kalitesi, porsiyon kontrolü, sıvı alımı, uyku düzeni ve fiziksel aktiviteye bağlı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle Ramazan ayında amaç, uzun süreli açlığı telafi etmek değil, dengeli ve kontrollü bir beslenme düzeni oluşturmaktır.

Sahur öğünü gün içerisindeki enerji düzeyini korumak açısından büyük önem taşır. Sahurun atlanması, gün içinde halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü ve iftarda aşırı yeme eğilimine neden olabilir. Sahurda protein içeriği yüksek besinlere, tam tahıllara ve liften zengin sebzelere yer verilmesi tokluk süresini uzatır. Yumurta, süt ürünleri, tam buğday ekmeği, yulaf, ceviz veya badem gibi sağlıklı yağ kaynakları dengeli bir seçenek oluşturur. Aşırı tuzlu ve çok şekerli besinler ise gün içinde susuzluk hissini artırabileceği için sınırlı tüketilmelidir.

İftar öğününde uzun süren açlığın ardından hızlı ve kontrolsüz beslenmek sindirim sistemi sorunlarına ve kan şekeri dalgalanmalarına yol açabilir. Bu nedenle iftarın su ile açılması, ardından hafif bir çorba ile başlanması ve kısa bir ara verilmesi önerilir. Ana öğünde sebze yemekleri, yeterli protein kaynakları ve tam tahıllı karbonhidratların dengeli bir şekilde tüketilmesi önemlidir. Aşırı yağlı ve kızartılmış besinler mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Tatlı tüketilecekse porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı alternatifler tercih edilmelidir.

Ramazan ayında yeterli sıvı alımı da en az besin seçimi kadar önemlidir. Günlük su ihtiyacı iftar ile sahur arasına dengeli şekilde yayılmalıdır. Sıvı tüketiminin tek seferde değil aralıklı olarak yapılması daha uygundur. Aşırı kafeinli içecekler sıvı kaybını artırabileceğinden ölçülü tüketilmelidir. Bunun yanı sıra uyku düzeninin korunması ve iftardan sonra hafif tempolu yürüyüş gibi hafif fiziksel aktivitelerin sürdürülmesi sindirimi destekler ve metabolik dengeye katkı sağlar.

Diyabet, böbrek hastalığı, kalp-damar hastalıkları, gebelik veya düzenli ilaç kullanımı gibi özel durumlarda oruç tutma kararı mutlaka hekim ve diyetisyen değerlendirmesiyle verilmelidir. Özellikle diyabetli bireylerde hipoglisemi ve hiperglisemi riski nedeniyle kişiye özel planlama yapılması gereklidir.

Sonuç olarak Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin temel prensibi, sahuru atlamamak, iftarda dengeli ve kontrollü beslenmek, yeterli sıvı almak ve yaşam düzenini mümkün olduğunca korumaktır. Sağlıklı alışkanlıklarla desteklenen bir Ramazan, hem fiziksel hem de manevi açıdan denge ve iyilik halini artırır. Sağlıklı, huzurlu ve bereketli bir Ramazan ayı geçirmenizi temenni ederiz.